XRP Menkul Kıymet Mi? SEC Tarafından Açılan Dava Ne Anlama Geliyor?

XRP Menkul Kıymet Mi? SEC Tarafından Açılan Dava Ne Anlama Geliyor?

Bu yazımızda öncelikle kripto varlıkların, hukuki ve ekonomik statüsü tartışıldıktan sonra XRP’nin hukuki statüsü ile ilgili tartışmalara değinilecek ve son olarak Ripple şirketine ve iki yöneticisine SEC (ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu) tarafından izinsiz menkul kıymet satışı nedeniyle açılan 1.3 milyar Dolarlık davanın olası sonuçlarına değinilecektir.

Kripto Varlıkların Hukuki, Ekonomik Statüsü?

Kriptoparalar dünya genelinde henüz yeterince düzenlenmemiş, önemli düzenleyici boşlukların olduğu yeni bir varlık sınıfını oluşturuyor. Düzenleyici boşluklar ve yeni bir varlık olması itibariyle bu varlıkların hangi varlık sınıfına dahil olduğu konusunda da farklı yaklaşımlar mevcut.

Kriptoparaların hukuki statüsü ile ilgili devletlerin ve devletlerin düzenleyici kuruluşlarının ve yargılama makamlarının birbirinden oldukça farklı kararları, yaklaşımları mevcut.

Temelde kripto varlıkların hukuki ve ekonomik statüsüne ilişkin tartışma bu varlıkların emtia mı, para birimi mi (ödeme aracı mı) yoksa bir menkul kıymet mi olduğu yönünde.

Devletler ve düzenleyici kuruluşlar hukuki ve ekonomik sonuçları itibariyle kripto varlıkları bir ödeme aracı olarak tanımaktan oldukça uzak bir noktadalar. Böyle bir senaryoda kriptoparalar günlük alışverişlerde, ticari iş ve işlemlerde aktif bir şekilde kullanılacaklar.

Blokzinciri tabanlı bir varlık olması itibariyle kontrolü, denetimi zor olan ve sınırların olmadığı bir ekosistem olarak kripto varlık piyasasına böyle bir meşruiyet sağlamak için hem devletlerin yeterli teknik, hukuki altyapıları yok hem de bu durumun  maliyeti devletleri, kurumları kripto varlıkları ödeme aracı olarak tanıma yaklaşımından uzaklaştırıyor.

Menkul kıymet tanımlarına ve düzenlemeleri ile uyumlu olmaması nedeni ile devletler kripto varlıkları menkul kıymet olarak tanıma eğiliminde de değiller. Ülkemizde, kripto varlıklar arkasında gerçek bir ürün, varlık (değer) olmaması, sahibine ortaklık, alacak hakkı gibi ikincil bir hak sunmaması gibi nedenlerle menkul kıymet tanımının dışındadır.

Yeni birtakım düzenlemeler ya da mevcut düzenlemelerin menkul kıymet tanımına uyan kripto varlıkları kapsaması yolu ile çeşitli kripto varlıklara bu statünün tanınabileceği unutulmamalıdır.

Son olarak ana eğilim kripto varlıkların emtia, ticarete konu olan mal statüsünde tanınmasıdır. Hukuki ve ekonomik açıdan en maliyetli ve şimdilik en kestirme yol kripto varlıkların emtia olarak tanınmasıdır.

Bu üç statü de halihazırda tartışılmakla birlikte kripto varlıkların özel niteliği ve düzenleyici kurumların farklı yaklaşımları neticesinde kriptovarlıklara özelliklerine göre farklı statüler tanınabilmektedir. Örnek olarak, Bitcoin, ABD Vergi Dairesi (IRS) mübadelesi mümkün olmayan mal, Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu (CFTC) tarafından emtia olarak nitelendirilirken SEC ve FinCen farklı yaklaşımlar benimsemektedir.

XRP Menkul Kıymet Mi?

Yukarıda kripto varlıkların hukuki statüsüne ilişkin tartışılan statülerin her birinin hukuki ve ekonomik sonuçları, önemli avantaj ve dezavantajlar ile farklılık arz ediyor. Vergilendirme, piyasalarda işlem görmesi, uluslararası işlemler ve ödeme, mübadele aracı olup olamaması gibi birçok açıdan önemli düzenleyici statü farklılıkları mevcut.

XRP, varlıklar arasında bir köprü varlık olarak kamuoyuna duyurulmuştu. Uluslararası para transferlerinde hızlı, düşük maliyetli ve eş zamanlı ödemeler için blokzinciri tabanlı bir çözüm olarak ABD merkezli Ripple şirketi tarafından piyasaya sürülmüştü.

Ripple tarafından piyasaya sürülen ve piyasa arzının önemli bir kısmı yönetilen XRP, Ripple şirketi ve şirket CEO’su Garlinghouse tarafından bir para birimi (currency) olarak nitelendiriliyor. Özellikle finansal kuruluşlar tarafından uluslararası ödemelerde bir ödeme aracı olarak yaygın bir şekilde kullanılması için çalışmalar yapan Ripple şirketi için bu statü oldukça önemli.

XRP, ABD’de SEC tarafından menkul kıymet olarak tanındığı takdirde XRP açısından katı birtakım düzenleyici yükümlülükler de doğacak.

XRP yatırımcıları tarafından daha önce Ripple şirketine karşı XRP’nin kayıtdışı bir menkul kıymet / hisse senedi olduğu yönünde bir toplu dava açılmıştı bu davanın neticesine göre XRP’nin bir menkul kıymet olarak nitelendirilmesi olasılığı da gündemdeydi.

XRP’nin arkasında, arzının önemli bir bölümünü elinde tutan bir şirketin olması, yani ana akım kripto varlıklardan farklı olarak merkezi bir varlık olması, Ripple şirketinin piyasadan XRP satın alması ya da zaman zaman önemli miktarda XRP satarak gelir elde etmesi, XRP’nin Ripple şirketi ile ilgili gelişmeler neticesinde fiyatlanması gibi konular XRP’nin bir menkul kıymet / hisse senedi olduğu yönündeki yaklaşımı güçlendiriyordu.

Geçtiğimiz aylarda Ripple CEO’su Garlinghouse halihazırda süren yargılama ve SEC’in tutumuna bağlı olarak XRP’nin menkul kıymet olarak kabul edilmesi durumunda bir B planlarının olduğunu ifade etti ve şirket merkezinin ABD’den (Silikon Vadisi’nden), İngiltere’ye, Japonya’ya, Singapur’a ya da düzenlemelerin XRP için daha uygun olduğu diğer ülkelere taşınmasının alternatif dahilinde olduğunu ifade etmişti.

SEC Tarafından Ripple’a Dava Açılması Ne Anlama Geliyor?

SEC tarafından yılbaşından önce Ripple şirketine kayıtdışı menkul kıymet / hisse senedi satışından dava açılabileceği bilgisini Ripple CEO’su Garlinghouse geçtiğimiz gün paylaştı ve bu haberle birlikte XRP %20’ye yakın değer kaybederken kripto topluluğunda ve XRP yatırımcıları arasında önemli tartışmaları beraberinde getirdi.

Garlinghouse’un açıklamalarından hemen sonra, bu gece itibariyle SEC, Ripple ve Brad Garlinghouse ve Chris Larsen olmak üzere iki yöneticisine kayıtdışı menkul kıymet satışından 1.3 milyar Dolar değerinde dava açtığını duyurdu ve XRP %10’un üzerinde değer kaybetti. Dava dosyasında Ripple ve yöneticilerinin bahse konu satışları nasıl yaptığı bu satışlar için piyasada uygun zemini oluşturma adına neler yaptığına ilişkin de detaylı iddialar var.

Ripple’a karşı böyle bir dava açılması, SEC tarafından XRP’nin artık kesin olarak bir menkul kıymet olarak tanındığı anlamına geliyor. Bu durumda, Ripple şirketinin, yukarıda yer verilen CEO Garlinghouse’un görüşleri doğrultusunda yakın bir gelecekte ABD’yi terk etme ihtimali güç kazanıyor.

Garlinghouse, dava açılmadan önce, neden 9 yıl sonra böyle bir yaklaşımın ortaya konduğunu anlamadığını, daha önce çeşitli ABD kurumlarının XRP’yi bir para birimi olarak gördüklerini çeşitli toplantılarda ifade ettiğini (FinCen, eski CFTC başkanı menkul kıymet olmadığı görüşünü ifade etmişti), mevcut karışıklığın Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan “Cryptocurrency Enforcement Framework” isimli raporda kriptopara tanımına ilişkin karışıklıktan kaynaklandığını ifade etmişti.

Garlinghouse, müşterilerinin çok ciddi bir kısmının ABD dışındaki ülkelerde olduğunu aynı zamanda bu ülkelerde düzenlemelerin kriptoparalarla daha uyumlu olduğunu ve XRP’nin bir menkul kıymet olarak nitelendirilmeyeceğini ifade ederek böyle bir dava girişiminin Ripple’a zarar vermeyeceğini ifade etmişti.

Ancak birçok sektör temsilcisi Garlinghouse ile aynı görüşte değildi. SEC’in Ripple’a karşı bu davayı kazanması durumunda hem statüsü hem de Ripple şirketine maliyeti itibariyle XRP’nin bu durumdan ciddi anlamda olumsuz etkileneceğini düşünen çok sayıda sektör temsilcisi görüşlerini dile getirmişti.

SEC tarafından yasadışı menkul kıymet satışından açılan 1.3 milyar dava Ripple ve iki yöneticisi aleyhine 1.3 milyar Dolarlık bir zararla sonuçlanabilir.

Ripple’ın ve iki yöneticisinin şimdiye kadar gerçekleştirdiği tüm XRP satışlarından elde ettiği gelirlerin kayıtdışı / illegal gelirler olarak nitelendirilmesi ve Ripple şirketinin ve iki yöneticisinin ortalama hangi seviyeden ne kadar XRP sattığı tespit edilerek yasadışı menkul kıymet satışının toplam finansal değerinin ortaya konulması bekleniyordu. Bu rakam 1.3 milyar Dolar olarak açıklandı.

XRP, bu dava ile SEC tarafından menkul kıymet olarak tanındığından özel birtakım ticari işlem şartlarına tabi olacak ve işlem gördüğü ABD’de yerleşik kriptopara borsalarındaki durumu da tartışma konusu olacak. Coinbase, Kraken ve Gemini gibi ABD merkezli borsaların bu dava karşısında XRP’ye yaklaşımlarını da önümüzdeki günlerde görmüş olacağız.

SEC’in Kayıtdışı ICO’lar İle İlgili 2020 Yılında Verdiği Kararlar

İlk Coin Arzı ya da İlk Kriptopara Teklifi olarak nitelendirebileceğimiz ICO (Initial Coin Offering) kampanyaları uzun bir süredir SEC tarafından inceleniyor.

SEC, kayıtdışı ICO yapan platformlara 2020 yılında yaklaşık 1.26 milyar Dolar değerinde ceza verdi. Bu cezaların önemli bir kısmını, Telegram’ın, TON blokzinciri ağında GRAM kriptopara biriminin ilk arzı kampanyasında elde ettiği 1.2 milyar Dolar’ı yatırımcılara geri ödemesi ve 18.5 milyon Dolar değerinde ceza ödemesine ilişkin SEC’in Telegram’a verdiği ceza oluşturuyor.

SEC kayıtdışı ICO yapmaktan SALT Lending’e 47 milyon Dolar, KIK platformuna (KIN ICO) 5 milyon Dolar ceza verdi. SEC’in önünde diğer ICO kampanyalarına ilişkin dosyalar duruyor.

SONUÇ

ABD’de hem düzenleme girişimlerinin hem de cezaların arttığı mevcut atmosferde, Ripple şirketine ve yöneticilerine SEC tarafından kayıtdışı menkul kıymet satışından ceza verilmesi ihtimali ve XRP’nin statüsü ile ilgili Ripple şirketinin ABD’yi terk etmesi ihtimali oldukça güçlü ihtimaller olarak önümüzde duruyor.

XRP’nin ABD piyasalarında mevcut haliyle işlem görmeye devam edip etmeyeceği ve mevcut gelişmeler ve davanın sonucu bağlamında piyasa değerinde önemli bir değişikliğin olup olmayacağı merak konusu olmakla birlikte XRP ve Ripple şirketi ABD pazarında önemli bir yara almış durumda.

Bu yazı ilk olarak BTCHaber sitesinde yayımlanmıştır.

Leave a Comment

Share This